JİNEOLOJİ KONFERANSINDAN NOTLAR

Avaşin ADAR

Jineoloji, bilgiyi temsil ettiğine inanılan yasak elmalı cennetten, Pandora’nın merakından ve uğursuz baykuşlar diyarlarından sürüle sürüle bugüne gelen kadınca bilgeliklerin ve hakikatlerin büyüsünde, kadınca yeniden bilme eylemine durmaktır. Bilim, kadının ilk toplumsal eylemidir. Keşif ve buluşlar ilk önce kadın eliyle tanımlanmışlardır. Jineoloji, bir kadın ve yaşam bilimidir. Sistem karşıtıdır. Kadını esas çıkış noktası olarak ele alır. Tarihi, ekonomiyi, felsefeyi, dili vb. anlamak istiyorsak yaşama kadınca bakmak zorundayız. Zihinsel akışın, toplumla bağı kopartıldığından beri bilimle insanlar arasına, en çok da bilimle kadın arasına kalın duvarlar girdi. Tarihin en büyük ironilerinden birisi de kadının yarattığı bilimin, en çok da gelip kadını vurmuş olmasıdır. Jineoloji, bu duvarların yıkılması için kendisini örgütleyen kadın bilimidir.

ÖZGÜR YAŞAM JİNEOLOJİ İLE ÖRÜLECEK

Beritan CUDİ

Xırabê İştar (İştar harabelerinin) eteklerinde tanrıça bilgeliğinin bir yaratım öğesi olarak gelişen 1. Jineoloji Konferansı zengin bir kadın bileşimiyle gerçekleştirildi. Zamanı ve mekanı, içeriği ve yaratılan özgürlük atmosferiyle her şeyiyle anlamlı, düşündürücü ve duygulu bir konferanstı. Bu ortamda Mizgin’in zamanında Mizgin’e yaraşır sanatsal ve estetik bir tema vardı. Tartışmada açığa çıkan kararlılıkta ise, her sözde ve eylemde Mizgin gibi halklara ulaşan halkların otantik motiflerine dokunan bir iletişim geziniyordu. Toplumsal bir buluşmaydı yaşanan ve yaşatılmak istenen… Onun için bu konferans her anlamıyla farklıydı farklılıklara imza atıyordu. Farklıydı çünkü bir ilk olarak bilimsel çalışma üzerine tartışmalar yürütülüyordu. Çeşitli kongre ve konferanslarla bir araya gelen kadınlar bu sefer tüm sorunlardan bağımsız olarak çözümde odaklanan bunun bilimini yakalamak isteyen zengin ve büyük bir platform biçiminde bir araya geldiler. İşte bu yüzden şu ana kadar alışagelen tüm kongre ve konferanslardan farklı oldu.

KOMÜNAL KADIN EKONOMİ DERLEMELERİ 2

KADINDAN

Ekonomi Kavramı Evrenseldir

Cansız maddeden canlandırıcı madde elde etmek ve bunu tüketerek tekrar cansız maddeye dönüştürmek ekonomik faaliyetin özüdür. Toplumun da oluşum ve varlığını sürdürmede bu faaliyetten yoksun kalamayacağı açıktır. Fakat diğer bağlantılı gerçek, canlılık olmadan da –zihniyet, ruh olarak anlamlandırılır- ekonomi olmaz. Dolayısıyla yalnız bir unsura ağırlık vererek çözümlemek yanlış sonuçlara götürür. Zihniyet ve ekonomiyi iç içe –ara toplumsal gruplar, devlet ve ailedir, daha genel olarak siyasal ve sosyal olgulardır- çözümlemek en doğru yöntemdir. Yalnız başına ekonomi veya zihniyet analizleri fiili kıllarla tarif etme hatasına götürür. Zihniyet ne kadar üretkense, ekonomik etkisinin de o denli verimli olacağı açıktır. Hangi insan ben beşikte büyütülmedim diyebilir ki?

İMRALI'YA UZANAN ELLER

GERİLLADAN

Çok uzun sonu olmayacakmış gibi görünüyor yürüyüşlerimiz. Bu yürüyüşlerimizde onlarca insan ve sonra artarak yürüyoruz. Yüzlerce olup yürüyoruz. Bir önceki gün yürüyoruz. Belki geçtiğimiz yerler farklı ama hayır sadece işin farklılığı bu olmamalı.

Her gün Kürdistan’ın bir başka dağ, ova havasını soruyoruz. Her karışında toprağa düşen tohumları var bahara ürün vermek için ve daha nice nice düşünceler. Sonra… Kapanan iki çift göz. Artık bambaşkasın duygular deminde, benden ayrı.

TECAVÜZCÜ ZİHNİYETE KARŞI MÜCADELE ÖRGÜTLÜLÜKTEN GEÇER

ZİLAN TOLHİLDAN

Neden böyle bir başlık? İçinde bulunduğumuz yıl,  21. yüzyıldır. Böyle bir yıl kadın yüz yılıdır diyoruz. Fakat halen egemen zihniyet, gelişen özgürlük zihniyetine karşı oldukça saldırgan. Egemen zihniyet bu içinde bulunduğumuz yüzyılda bile kendi geriliğini, şiddetini ve çözümsüzlüğünü dayatıyor. Yaşamı seven, yaşama renk veren, yaşamı bir akış haline getiren kadına sürekli saldırıyor. Israrla onun ruhuna, zihnine, yüreğine ve bedenine saldırıyor. Toplumun ahlaki ve politikliğini geliştiren kadına karşı ahlaksızlığı ile saldırıyor. Bir taraftan kadına bunu yaparken erkeği de düşürüyor. Hâlbuki toplumu, toplum yapan insanın kendisidir. Fakat insanı öyle bir hale getirmiş ki, insanlık birbirini yüceltmesi gerekirken birbirini düşürüyor, tüketiyor ve yok ediyor.

Neden Kürt Feminizmi Değil De Jineoloji

Özgür Kadın Hareketi (PAJK) üyesi Zozan Koçgiri bizimle feminizm ve jineoloji hakkındaki görüşlerini paylaştı.

Hazırlayan: Gulan Boan

Özgür kadın hareketi içinde yer alan bir kadın olarak jineolojiyi nasıl ele alıyorsunuz?

Z.K: Kürt kadınları olarak bir süredir yoğun bir biçimde jineoloji üzerine tartışıyoruz. Neden böylesi bir kavramsallaştırmaya ihtiyaç duyulduğu Jineolojinin hangi ihtiyaçtan açığa çıktığı, nasıl kurumsallaşacağı, hangi yol ve yöntemleri izleyeceği, feminist ve kadın özgürlük mücadelesi yürüten kadınlarla nasıl buluşacağı ilk elden akla gelen sorular. Bu soruların cevapları henüz tüm yönleri kendisini bir ifadeye kavuşturmamış olsa da bu tartışmaların süreklileşmesi ve genişlemesi çok önemli.

 Kürt kadın özgürlük hareketinin yirmi beş yıllık aktif mücadele deneyiminin kendisini neden Kürt feminizmi değil de Jineoloji kapsamında ele aldığı sorulabilir. Üstelik jineoloji sadece Kürt kadınları için değil, tüm dünya kadınları için de ataerkil, devletçi sistemin yarattığı sorunlara çözüm olma iddiasında. Bu iddia nedeniyle kendisini merkeze koyduğu, feminist hareketi ve teoriyi de kapsamına alabilecek bir kavramsallaştırmanın çok abartılı olduğu yönünde eleştiriler daha şimdiden dile gelebiliyor. Bilimin eril karakteri ve pozitivist bilimcilik nedeniyle sarsılan itibarı da jineoloji yani kadın özgürlük arayışının, kadın hakikatini açığa çıkarma çabasının kendisini “bilim” adı altında ifade etmesine temkinli yaklaşımlara yol açabiliyor. Oysaki erilleşen, kadını dıştalayan, kadının yaratımlarını, buluşlarını kendine mal eden bilimin yarattığı sonuçlar ortadayken bilimsel alanı eleştirmekle yetinmeyip bir kadın bilimi ve bilgisi ile dönüştürmek acil bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor. Fatmagül Berktay bu ihtiyacı “Gerçek bilgi “ben”de değil “ben”in güçlü ve baskılayıcı projeksiyonlarına meydan okuyan yabancı “öteki”de temellenir. Farklılığın ve “ötekiliğin” bu tür bir “okuması”nın egemen bilgi-iktidar kurgusu içinde baskı altında alınmış bilgilerin kurtarılması gibi, ahlaksal ve özgürleştirici bir işlevi de vardır” değerlendirmesi oldukça güzel ifade ediyor. Yani eril-pozitivist bilim anlayışı karşısında kadın bilimi bu özgürleştirici rolü oynama potansiyeline sahiptir. Bu üzerinde önemle durulmayı ve kadın biliminin farkını ortaya koymayı gerektiren bir konudur. Bu tartışmayı başka bir yazıya bırakarak bu yazıda jineolojinin kendisini hangi zemine dayandıracağı üzerinde durmak istiyorum.

Jineolojiyi açığa çıkaran ihtiyaçlardan biri dünyadaki kadın özgürlük deneyimi ile Kürt kadın hareketinin kendi deneyimini buluşturarak kadın hakikatini açığa çıkarmak, kadın özgürlük problemini bu zemine dayanarak çözmektir. İkincisi ise feminist teori ve pratiğin yarattığı muazzam tecrübeye rağmen tıkanmayı yaşadığı konular, çözüm gücü olamadığı sorunlar böylesi bir arayışı zorunlu kılmıştır. Diğer yandan feminizmin Avrupa merkezli pozitivist, oryantalist bakış açıları nedeniyle Ortadoğu ve dünyanın diğer alanlarındaki kadın gerçeğini anlamlandırma, çözüm olma gücünü gösterememesi bu konuda yaşanılan darlık da jineolojiyi gerekli kılan diğer bir husus oluyor. Mevcut feminist akımlar içinde kendisini bir ifadeye kavuşturamayan yada yeterli bulmayan kadınlar farklı feminist akımları açığa çıkarıp mücadelelerini burada yürüttüler. Bu her ne kadar feminizm ve feminist teoriyi çoklu bir yapıya kavuştursa da oldukça parçalanmış, örgütsüz, ortaklaşma zeminlerini büyük oranda tahrip eden bir rol de oynadı. Dönemsel ve sınırlı ortaklaşmalar dışında çok ağır kadın sorunlarına rağmen ortak, süreklileşen ve kurumsallaşan bir kadın özgürlük mücadelesi gelişmediği gibi her türlü ortaklaşma, örgütlenmeden kaçış yaşandı. Özellikle post-modernist yaklaşımlar bunu daha da derinleştiren bir rol oynadı. Karşılarında bu kadar muazzam örgütlü bir erkek iktidar ağı varken ve bu ağ kadınları tümden sarmışken kadınlar örgütsüz kalarak sistem karşısında savunmasız kaldılar. Bu konuda kimi değerlendirme ve eleştiriler yapılsa da mevcut durumda köklü dönüşümler ile bu sorunları aşacak bir motivasyon ve iddiası da görünmüyor.

Hem dünyada hem de Türkiye’de kadın hareketleri giderek akademik faaliyetlerle sınırlanmışken eylemsel ve örgütsel alandaki boşluk kadın sorunlarını daha da ağırlaştıran bir rol oynuyor. Feminist teoriye, pratiğe ve örgütlenmeye dönük eleştiri yaptıkları konularda Kürt kadınları feminist hareketin kendilerini de kapsayacak biçimde açılım yapması talebi ve beklentisi yerine kendi deneyiminin dersleri ile feminist harekette de bir açılım yaratma hedefi ile bir Kürt feminizmi yerine Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın önerisi ile jineolojinin geliştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyorlar. Kısacası Kürt kadınları toplumsal, siyasal alanda yarattıkları dinamizmi jineoloji ile akademik alana da taşıma ihtiyacını hisseder hale geldiler.

Jineoloji sadece akademik alanla sınırlı olmasa da akademik alanı en önemli zeminlerden biri olarak ele almaktadır. Akademik çalışmayı sadece üniversiteyle sınırlayarak hatta hem dünyada hem de Türkiye’de giderek yoğunlaşan bir biçimde feminist teorisyenlerin büyük bölümünün tüm çalışmalarını üniversite kürsülerine hapsetmesini hem bir tehlike hem de sorun olarak ele alıyor. Çok elit bir kesimin anladığı dilden yürüyen tartışmalar, kendisini hiçbir sorumluluk ve eylemselliğin içerisine katmayan bu akademi gerçeği kadın özgürlük mücadelesine de ciddi bir katkı sunmuyor. Oysa eleştirdiğimiz eril bilim de bunu yapıyor. Dolayısıyla kadının akademik faaliyetini de tartışma ihtiyacı vardır. Kadınların akademik alandan neden dışlandıkları, şimdi neden kabul edildikleri bu kabul edilişin kadın özgürlüğüne neler kattığı tartışmalıdır. Eril, cinsiyetçi bir eğitim sistemine karşı kadınların akademik alanı nasıl ele alması gerektiği, özellikle feminist akademisyenlerin bu konuda sorumlulukları değerlendirmeyi gerekli kılıyor.

Kürt Kadının Mücadelesi ve örgütlülüğü hangi aşamaları kat etmiş durumdadır? Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Z.K: Bu konudaki önemli bir örnekte akademik alanda incelenmesi gereken çok önemli bir deneyim olmasına rağmen Kürt kadınlarının tecrübelerinin tartışılmıyor ya da oldukça oryantalist bir bakış açısı ile ele alınmasıdır.  Oysa Kürt kadınları ulusal mücadeleleri ile kadın özgürlük mücadelesini iç içe yürüttüler ve askerlikten, siyasete, demokratik yasal alanda örgütlenmekten kendi özsavunma örgütlenmelerini ve kendine has bir kadın eğitim sistemini geliştirmekten, erkekle ilişkilerde benzersiz bir örgütlenme modelini geliştirdiler. Tarihin kuytuluklarında, dünyanın en ücra, bilinmeyen alanlarında varlığı görünmez kılınan her kadını, kadın eylem ve deneyimini inceleyip kadın tarihi ve bilgisine bunları eklerken yanı başındaki kadın deneyimini bu kadar görmezden gelme sorgulamayı gerekli kılıyor.

Bu görmezden gelmenin sonucunda feminist teorisyenler açısından kadınların politikaya yaklaşımı, politik alanda varolma mücadeleleri, “ellerini kirletmemek” adına politikaya dahil olup olmama tartışmaları bir tartışma konusu iken Kürt kadınları bunu deneyimleyip sorgulamasına rağmen bunu değerlendirme konusu yapmadılar. Belediye başkanlığı, milletvekilliği, Kürt özgürlük mücadelesinin yarattığı tüm kurumlardaki eş başkanlıklar ve %40’lık kota ile her organ ve kurumda yeterli düzeyde kadın temsiliyetiyle, dünyanın en yüksek ve yaygın katılımlı 8 Mart, 25 Kasım eylemliliklerini yapanlar Kürt kadınları. Siyasal alandaki her gelişmeye duyarlı ve eylemsel potansiyeli yüksek olan bu kadınlar çok güçlü bir politik deneyimi oluşturmuyor mu? Kürt kadınları siyasete vitrinlik bir konumda olmadılar. Eksiklik, yanlışlık ve tecrübesizlikleri ile eleştirilmesi gereken yanları kadar bir kadın siyaseti geliştirme çabası içinde oldular. Dünyadaki çok sınırlı eylemsellikler dahi incelenmeye sonuçlar çıkarılmaya çalışılan olgular olarak ele alınırken kadın-politika bağlamında bu alana el atılmaması ciddi bir yetmezlik yada bilinçli bir egemen yaklaşımı ifade ediyor.

İşte daha somut olarak belirtmek gerekirse Jineoloji çalışmaları kapsamında siyaset akademileri bu deneyimin sorgulanacağı ve kadın özgürlük mücadelesi açısından yarattığı sonuçların değerlendirileceği, kadın politikasının bu zeminlerde belirlenceği mekanlar olacak. Bu siyaset akademilerinde sadece Kürt kadınlarının deneyimi değil tüm dünya kadınlarının deneyimleri kadının politik alana yönelimi temelinde bir birikim olarak ele alınarak kadınların eğitildiği zeminlere dönüşecek. Siyasal alandaki kadın temsili bu akademilerdeki eğitimlerle daha da güçlenecek ve kadın siyasetinin geliştirilmesini sağlayacak. Kadınların politik alana daha güçlü yönelimini tartışan feminist teorisyenler için bu akademiler birebir fikirlerin kadın özgürlük lehine eyleme, örgütlenmeye ve uygulamaya dönüşeceği alanlara dönüştürülebilir. Zaten feminist hareketler açısından temel sorun da bu noktada yaşanmıyor mu? Akademik alanda ifade edilenler, yazılanlar çizilenler güzel olsa da bunları kimin, hangi örgüt ve kurumun, nasıl uygulayacağı belli değildir. Oysa Kürdistan özgür kadın hareketinin bu konuda çok güçlü araç ve zeminleri var. Gönüllü, tüm baskılara, tutuklamalara direnerek ölümüne bağlılık temelinde kadın özgürlüğü için aktivite içinde yer alınıyor. Bunun için sistemle, aile ile olan bağlarını sorgulayarak, erkekten duygusal ve cinsel olarak koparak mücadele ediyorlar. Bu da feminizmin temel handikaplarından birini oluşturuyor. Bir üniversitede profesörlük yaparak, ailesi, eşi ve çocukları ile yaşamını sürdürürken radikal bir kadın özgürlük mücadelesi militanı olmanın mümkün olmadığı açıktır. Avrupa birliğinden alınan fonlarla dergi çıkarmak, araştırmalar, anketler yapmak, kadın sığınma evleri açmanın da sorunları ne kadar çözdüğü bellidir. Yani mevcut haliyle feminist hareketlerde sistemden radikal bir kopuş olmadığı gibi bunun arayışı da söz konusu değildir. Oysa jineoloji bunun gerçekleştirileceği zemini yaratma iddiasındadır. Yani söylediklerimizi uygulama zemini.

Jineoloji toplumsal alanlarda ve özgür kadın hareketinde ne gibi değişiklikler neden oldu?

Z.K: Kadın-erkek ilişkilerini, toplumsal cinsiyetçiliği sorgulamada da bu iddiayı güçlendiren bir birikimi yarattı Kürt kadınları. Bir çok feminist düşünürün hayali olan kadın kenti, kadın şehirleri, her şeyi kadınların kendi başına yaptıkları, doğa ile bütünleşen komünal kadın alanlarında da kendilerini ve hemcinslerini yakından tanıma imkanına kavuştular. Kadın-kadın ilişkilerini lezbiyenliğe sığdırıp buradan özgürleşmeyi umanların toplumsal cinsiyetçiliği aşmada ne kadar mesafe kat ettiklerini tartışma gereği vardır. Özellikle Kürt kadın gerillalarının savaşa, zorlu doğa koşullarına, toplumsal cinsiyetçi temelde oluşan kadın kimliğini aşma mücadelesi ile oluşturdukları birlikleri o ütopyaların gerçekleştiği mekanlar olarak değerlendirilmeyi gerekli kılıyor. Her sınıftan, farklı kimlik, yaş ve karaktere sahip kadını eğitip, kadın özgürlük mücadelesinin militanı haline getirmek, sistemden, aileden, erkekten koparmak, dünya kadın hareketleri deneyimini, felsefeyi, politikayı, tarihi öğrenmelerini kendilerini savunmayı, korumayı, irade sahibi olmayı sağlayacak bir eğitim sisteminin de incelenmesi gerekmez mi? Bunca genç kadın an be an katil sevgili ve kocaların elinde can verip, her şeye boyun eğerken.

Sonuç olarak jineoloji Kürt kadınlarının kırk yıllık kapsamlı mücadelesinin açığa çıkardığı sonuçların yarattığı bir ihtiyaç hem de tüm dünyada kadın özgürlük mücadelesi yürüten kadınlar açısından bir özgürlük dinamiği olma iddiası ile çıkıyor ortaya. Kadın tarihini açığa çıkarma, eril bilim anlayışının sadece kadınlar değil tüm toplum için yarattığı yıkıcı sonuçlar konusunda feminist hareketlerin ve çeşitli alanlarda mücadele eden ancak kendisini feminist olarak tanımlamayan kadınların çabaları da jineolojinin diğer önemli bir dayanağı olacak. Jineolojinin farkı bu arayışları teorik olmaktan çıkararak pratikleştirmek, teorinin pozitivist-oryantalist yanlarını aşarak feminizme çıkış yapacağı yeni bir alan açmaktır. 

KJB

Demokratik Konfederalizm Önderi Abdullah Öcalan’ın yeni bir örgütlenme modeli olarak kadının gündemine koyduğu Yekitiya Jinen Azad ( YJA-Özgür Kadın Birlikleri) örgütlenmesi gerçekleşen 1. KJB kadın özgürlük kurultayında ortaya çıkan sonuçlar temelinde oluşturuldu...

YJA

YJA (Yekitiya Jina Azad) 20-24 Haziran tarihleri arasında Medya Savunma Alanlarında 100 delegenin katılımıyla 2. Konferansını gerçekleştirdi. ‘Azadiya Reber APO Azadiya Jine ye’ şiarı altında gerçekleşen Konferans, Kürdistan’da silahlara karşı taş...

YJA-Star

Kürdistan kadın özgürlük hareketinin meşru savunma gücü olarak tanımlanan YJA STAR (Yekiniya Jinên Azad-Star), kadının meşru savunma temelinde örgütlenmiş ve teknik olarak donanmış askeri bir yapılanma. Kürdistan meşru savunma gücü olan Halk Savunma Güçleri...

© 2019 PAJK Partiya Azadiya Jin a Kurdistan